Mavi Kalem

Yalan Söyleme Hakkı

Sigarasızlık başıma vurmuş. Üstelik susamışım da. Canım çay da çekiyor. Tamam, geç uyandım ama daha iftara beş saat var. El ettim, durdu. Arkaya bindim. Taksici dikiz aynasından yüzüme baktı. Abi, bir derdin mi var. Yok, sağ ol. İki yüz metre gitmedi. Abi, memleket nere. Tanzanya. O hangi ilin abi. La havle. Kendisi il dedim. Düşündü. […]

Mavi Kalem

İlk

Yedi yaşında tutmuş ilk orucunu. Şimdi seksen altı yaşında. 79 yıldır aksatmamış. Suyla açıyor orucunu. Diyor ki: Çok susadım. O kadar susadım ki, dereyi içsem kanmam diye geçiriyordum aklımdan. Gün zor geçti. Sofranın başına oturduk. Tası elime aldım. Bir yudum bir yudum iç dedi babam. Bir yudum aldım. Sonra bir yudum daha. Ağzımdan çıkan yangının […]

Mavi Kalem

Karışmayan Sular

Değneği şarkı söylüyor, kendi de, nereden tanıdıysa piyangocunun önünden geçerken bir çeyrek alıyor, yoluna devam ediyor. Kaldırıma oturmuş yeşil gözlü bir kız yarın lens takacağını daha güzel olacağını söylüyor görme engelli yanından geçerken. İkisinin farkında olmayan dilencinin çocuğu kaldırıma konan güvercini kovalıyor. Telefoncunun tezgâhtarı taze az önce geçen üç delikanlıdan ortadakini sokağı dönene kadar arkadan […]

Mavi Kalem

Çok Yaşa

Harmanın hemen yanında saman evi var. ‘Haydağan’ derler adına. Çatısı ardıç kabuğu ile kaplı. Kolay akmaz. Dört duvarı taştan. Önde bir kapısı var. Harmana bakan arkasında tavana yakın bir penceresi. Yabayla saman atılır. İçeride birisi samanı yaymak, düzeltmek için elinde yaba bekler. Aynı zamanda samanı tepeler. O benim. Çocuk. Pencereden bakınca saman tozu zerreler halinde […]

Mavi Kalem

Dilenci Yaralar

İki dizini yoga yapar gibi kıvırmış. Diz kapağından aşağısı yara bere içinde. Kafasını eğmiş. Önündeki karton kutuda bozukluklar. Dört dal da sigara. Arkadaşımız beş lira attı, diğer arkadaşımız durdu, dilenciyi süzdü, gülümsedi. Bir şey diyecek oldu, demedi. Bir yere oturduk. Dilenciye para atan hekim arkadaşımız, dilencinin yaralarını tedavi ettirmekten bahsetti. Hatta yemekten sonra gidip konuşayım […]

Mavi Kalem

Uçsuz Bucaksız

Rüyada başım sıfır numara tıraşlıymış. Bir şehir büyüklüğünde bir masanın başına oturmuşum. Masa bembeyazmış. Yüzüm de bembeyazmış. Masadaki küpe benzeyen kalemlikte her türden kurşun kalem varmış ve uçları yukarıya doğruymuş. Masada kâğıt yokmuş. Neye yazacağım diye düşünürken masaya yazmak aklıma gelmiş. Kalemin masadan çıkardığı sese uyandım, iyi mi?

Mavi Kalem

Israr

Birleşik Kitabevi’nden çıktım. Oruç başıma vurmuş. Canım felaket çay ve tütün çekiyor. Asabiyim. Tunca Caddesi’ne gelmeden, eski Akçağ Kitabevi’nin önünde benden kısa bir delikanlı suyu tepesine dikti, şişeyi yere çaldı. Ayak yalın. Altta eşofman, üstte beyaz tişört var. Yanından geçtim. Abi diye seslendi. Cevap vermedim. Yanımdan yürüdü. Zafer Çarşısının önüne kadar abi, abi diyerek yanımda […]

Mavi Kalem

Karşılıklı

Kızılay’daki bütün dilenci çocukları tanıyorum. Mendilci çocukları, kalemci çocukları, çalgıcı çocukları, yani bunlarla dilenen çocukları tanıyorum. Hepsi okul harçlığını çıkarmak yardım istiyor. Çoğunun okula gidip gitmediğini de bilmiyorum. Örgütlüler. Onlar da birbirlerini tanıyorlar. Hepsinin alanları belli. Pazara nadir de olsa başka çocuklar giriyor. Bugün onlardan birini gördüm. Bir liraya mendil, iki liraya kalem, üç liraya […]

Mavi Kalem

Buralarda Bir Yerde

Eskiden şimdiki gibi kameralı, korunaklı, güvenlikli siteler yoktu. Ankara’nın nüfusu taş çatlasa bir milyonu geçmezdi. Bütün kapıları çaldım. Onu sordum. Misafirhanelere, lojmanlara varıncaya kadar onu aradım. Kapısını çalmadığım gecekondu kalmadı. Giremediğim emniyet ve asker lojmanlarını bile acaba o burada oturuyor mu diye günlerce gözetlerdim. Bütün sokakları dolaştım. Bütün bakkallardan, büfelerden, seyyar satıcılardan onun ismini sordum. […]

Mavi Kalem

Ne Yapsın Şimdi

Toprağın dilinden anlamaz. Suyun, rüzgârın dilinden anlamaz. Güneşin, yağmurun dilinden anlamaz. Söküğünü dikemez. İçgüdüsü de körelmiş. Dünyanın en iyi üniversitesinden mezun olmuş, lisan bilen garibimi aldınız, dünyanın en ıssız yerinde tek başına yaşamaya bıraktınız. Ölür zavallı. Yesinler öyle eğitimi. Bunları rüyasında korkuyla söyledi. Bir yılı ben burada nasıl geçiririm, nasıl yaşarım diye düşünürken uyandı. Sevindi. […]