Çay Molası

Aşk Kilidi Köprüsü

Paylaş

Sanat Köprüsü (Pont Des Arts), Paris’i ikiye bölen Sen Irmağı’nın üstündeki demir geçitlerden birinin adı.
Köprü’nün değerini, güzelliğini anlatacak değilim.
Yayaların kullandıkları ve bazen sanatçıların sergi açtıkları bu Köprü’ye yolu düşeceklerin, sayılamayacak kadar çok asma kilit göreceklerinin bilgisini veriyorum.
İnsanlar, köprüye kilit asmak için yol düşürüyorlarmış buraya!
Bir kilit ve bir anahtar; birlikte ne işe yararlar?
Kilitlemeye yararlar.
(Anahtar kilit açmaya da yarar ancak o durum konu dışı.)
Bir işleri de birleşen sevgilileri birleşik tutmakmış!
Dolayısıyla bunlar aşk kilitleri!
Sanat Köprüsü’ne üzerine yüklenen kilitler nedeniyle Âşıklar Köprüsü deniliyor.
Hurafenin sebebi, “Köprü’ye kilit takanın yaşadığı aşkın ölümsüzleşeceği” aldatısı. Sevgililer adlarının baş harflerini asma kilidin üstüne yazarak köprünün korkuluğuna takıyorlar, anahtarı da şans getirmesi için ırmağa atıyorlar.
Tuhafın da ötesinde bir durum!
Birinin işlevi geçit vermek, diğerinin işlevi kilit vurmak. Köprü ile kilit birleşince demir yığınına bir parça demir daha ekleniyor; hepsi o kadar.
Bu işi gerçekten inanarak mı yapıyorlar yoksa eğlence olsun diye mi?
Bilemem ancak bana kalırsa, bunca kilit takıcının içinde her türlüsü vardır.
Nasrettin Hoca’nın göle maya çalması gibi bir şey. Ya tutarsa…
Tutmazsa birkaç kepçe yoğurt ziyan olur; tutarsa bir göl yoğurt kazanılır!
Nasıl olsa geçilecek, önlemli davranıldıysa kilit ceptedir, demirlerden takılıverir, anahtarı suya atılır.
Fazla bir gidere yol açmıyor, zahmet gerektirmiyor. Anlaşılan o ki çevreyi kirletmekten ceza da uygulanmıyor.
Mizahını sevdiğim, hicvine bayıldığım Sivrihisarlı Nasrettin Hoca, bu kadar mı evrenselsin!
Paris’te kilit takılan yer yalnızca Sanat Köprüsü değilmiş.
Başpiskopos Köprüsü’ne (Pont de ı’Archeveche) ve dahası Eyfel Kulesi’ne (Tour Eiffel) bile kilit yerleştirilir olmuş.
Bir de şu var: Her köprüye aynı amaçla kilit takılmıyormuş.
Bu bilgiyi, Alexandra Potter’ın Bahar Yaldız Çelik tarafından Paris’ten Sevgilerle adıyla Türkçeye çevrilen romanından öğreniyoruz.
Şöyle ki sevdiğiniz kişiye sizin aşkınızın kalıcılığı için Sanat Köprüsü, sevdiğiniz kişinin size aşkının kalıcılığı için Başpiskopos Köprüsü uygunmuş!
İkisini birden isteyenin iki kilit alarak iki köprüden birine birini diğerine diğerini takması gerekiyor!
Köprülerine kilitli tek kent Paris değil.
2000 yılına varıldığında başlayan bu akım, Almanya, Rusya, Çin, İtalya gibi birçok devletin turistik şehirlerine yayılan bu akım, 2008 yılında Fransa’ya girerek Paris’e ulaşmış.
Paris Esintisi başlıklı yazısında, “Özellikle de şehirlerin romantik bölgelerine.” diyen Sibel Cuniman Pinto; Floransa, Venedik, Londra, New York, Seul kentlerini örnek veriyor
Ben de bu yerlere, İsveç’in Stockholm kentindeki ve Finlandiya’nın Porvoo beldesindeki aşk kilidi takılmış köprü korkuluklarını ekleyeyim.
Kilit asıcıların düşünemedikleri ya da umursamadıkları bir gerçek var: Köprülerin taşıma güçlerinin sınırlı olduğu.
Yüz elli beş metre uzunluğunda, on bir metre genişliğinde olan Sanat Köprüsü’nün korkuluklarından birinin iki metre kırk santimetre uzunluğundaki bölümü, üzerindeki kilitlerden oluşan ağırlığa dayanamayarak 2014 yılı Haziran ayının 06’ncı günü çökmüş.
Bu olağan olay basında; “Köprü, aşkın ağırlığına dayanamadı”, “Köprü aşkı taşıyamadı”, “Aşkın ağırlığını köprü bile taşıyamadı”, “Aşk kilitleri yüzünden çöktü” gibi başlıklarla yer aldı.
Paris’in köprülerini bu salgından kurtarmak isteyen bir yaklaşım söz konusu.
İlginçtir, kampanyayı başlatan kişiler Fransız değiller.
Anselmo ve Taylor adlı iki Amerikalı, Sanat Köprüsü’nde oluşan hasardan dört ay önce, 2014 yılının Şubat ayında Paris Belediyesi’ne başvurarak köprülere aşk kilidi takılmasının yasaklanmasını istemişler.
Yetkililer köprülere kilit asılmasını yasaklasalar, Parisliler yasağa uyabilirler mi, Parisliler bu huydan vazgeçseler bile turistler kilit asmanın bir yolunu ararlar mı?
İlk soruya evet, ikinci soruya hayır cevabının yerindeliğine güven duyamayız.
Boş inanç, vazgeçilmesi zor inançtır!
İnanmak gereksiniminden olsa gerek…