Bizim Özcan bir âlem.
Birisine yalancıktan gıcık mı vermek istiyor: ‘Alırım anahtarını Mayk!’
Birisi bir konuda yanıldı yahut yenildi mi: “Aldın mı arabadan soğanı moruk?’
Birisini şakacıktan tehdit mi edecek: ‘125 kiloyum!’
Yetişirse gece iki, yetişemezse gece üç otobüsüyle eve gidiyor.
İki buçuk litre meşrubat bir tencere makarna, 125 de olur, 130 da.
Küçükken saçları varmış. Şimdi yarı kel. Kafayı kazıttırıp tam kel oluyor.
Babası Cihan amcaya göre kötü huyu yok.
Bize göre de yok.
Anahtar demişken, bir Anahtarcı abi vardı.
Bir yerde işi var da yapmıyorlar mı, oraya gider, çıkarır gösterir, işi olana kadar her türlü rezilliği yapardı.
Belediyede işi mi var, aman Anahtarcı’nın işini önce yapalım.
Tapuda, hastanede, postanede işi mi var, öncelik onun.
Adam şirret, ne yapacağı belli olmaz.
Gösterir mi gösterir.
Oğlum derdi, ben adama i.. derim varsın g…ünü o kurtarsın.
Yeryüzünde az rastlanır bir fırlamaydı.
Yoğun zamanına mı denk geldi nedir, Özcan’ın anahtarlarını yapmadı.
İki gün üst üste gitti bizimkisi.
Üçüncü gün gittiğinde Anahtarcı’nın numarasını ona çekti.
Yürürken tespih niyetine sallıyor ya, işte o anahtarlıktaki anahtarlar.
Cihan amca uyuyor.