Çay Molası

Akçay’ın Kedileri

Paylaş

Bu yaz değişik kediler görüyorum.
Hepsi cılız. Çoğu yavru. Hangi kedinin yavruları oldukları hemen anlaşılıyor. Ne yazık ki büyüklerin ya da geçen yılın yavrularının çoğu ortalıkta yoklar.
Bir kedi görüp yiyecek vermeye kalkışsanız, saniyesinde birçok kedi orada bitiveriyor. Önlemli dolaşmak gerekiyor.
Bana yeni bir ön cephe müşterisi çıktı.
Kaçınması yok. Miyav miyav geliyor. Mama daha elimdeyken yemeye başlıyor. Yerken de mırıldanmayı sürdürüyor. Hep kaşıntılı. Sürtünmeyi seviyor. Huyuna ve tipine bakılırsa geçen yıl beni tırmalayan İrma’nın yavrusu.
Bir de tilki yüzlüsü var.
Gri serpiştirilmiş siyahımtırak. Büyüklerden sayılır. Sessiz bir kedi. Yüreği yakalayan bir bakışla bakıyor. Yiyecek koymaya başladığımda ilk o ortaya çıkıyor. Çekilmemi beklemeden yemeye başlıyor. Dahası, güneşin doğmasıyla birlikte gözleri bizim balkonda, yiyecek vermemi sessizce ve sabırla bekliyor.
Evimin arka cephesinde üç yavru büyüyor.
Çok ufaklar. Meme emecek çağdalar. Birisi boz. İkisi alacalı. Bu ikisi annenin kopyası.
Kömürlüğün çatısını yurt edinmişler. Yavrular en küçük kıpırtıda çatı oluklarına gizleniyorlar. Güvenlikteyseler, kavga eder gibi oynaşıyorlar, sonra da birbirine sarılıp yatıyorlar. Beyazı daha az olan alacalı ağabeylik görevi üstlenmiş görünüyor.
Diğer alacalı sanki biraz keyifsizdi. Bir şey olursa çok üzülürüm. Neyse, o da karnını doyurdu. Sarmaş dolaş uzandılar. Anne onları yalayarak bakımlarını yapıyor.
İnsanlar sokak hayvanları için su koymak alışkanlığı ediniyorlar ancak yiyecek de bıraksalar iyi olacak. Lokantalarda, evlerde yemek yiyen onca insan çok azını hayvanlara ayırsalar sorun çözülür. Sağa sola çöp atmayı biliyoruz, arada yiyecek de atalım. Kediler giderlerse fareler gelirler.
Denizden de haber ver derseniz, titretiyor; poyraz esiyor, su temiz ve soğuk…