Kısa Kısa Söyleşi

Ahmet Menteş ile Taşayazma Üzerine

Paylaş

TAŞAYAZMA adlı ilk kitabınız ONTO tarafından basıldı, neler hissettiniz?

İlkler kolay kolay unutulmaz derler. Sanırım ben de unut(a)mayacağım Taşayazma’yı. Aklımın ve gönlümün bir bölgesi, son nefesime kadar hep Taşayazma’ya ayrılmış olarak kalacak. Sonuç ne olursa olsun sevinç ve özlemle hatırlanacak. Bu sevincin ve önemin değerini katlayan neden ise: insanın herhangi bir zorunluluktan değil, tümüyle gönülden yaptığı bir işle ilgili olan, tümüyle “kendine ilişkin”liğin verdiği hazdır. Kısacası ve genelgeçercesi: ilk kitap, ilk heyecan…

Ne zamandan beridir yazıyorsunuz? Bize, yazma serüveninizden söz eder misiniz?

Aslında, “ne zamandır yazıyorsunuz”dan çok, “ne zamandır okuyorsunuz” sorusu yöneltilmeli yeni yazar/şair adaylarına. Yazmanın okumaktan kolay olduğu çağımızda (!), okumaya değer vermeye çalışan biri oldum hep. Bir şeyleri kavramaya başladığım yaştan beridir şiire ilgi ve sevgi beslerim. Aynı şekilde kitaplara ve toplamda edebiyata. Net bir zaman vermek olanaksız, çünkü insan, yazma yolunun neresinden/hangi adımından başlayarak dişe dokunur bir şeyler yazmaya başladığını asla belirleyemez. Bu kendiliğinden ortaya çıkmış, zamansız/puslu bir başlangıçtır. Ve yine bu yolun herhangi bir adımında bir dergiyle ya da bir dostla tanışırsınız ve bu sizin heybenizdekilerin başkalarının önüne serilmeye başladığının adıdır. Ben bu adı, Hatay’da bulunduğum yıllarda, sevgili Gazi Balcı ve yine onun çıkarmaya başladığı Sükût dergisiyle tanışmamla aldım. Çok değerli ve iyi insanlardan oluşan ekibimizle, çok değerli ve iyi işler yapmaya başladık ve devam ediyoruz. Bizi bu tatlı serüvenden alıkoyacak durumlar yaşanmasın, tek dileğim budur.

Eş, dost, akraba haberdar mıydı bir yazar olduğunuzdan? Yakın çevreniz, yazdığınızı ilk öğrendiklerinde nasıl tepkiler verdiler?

Kuşkusuz, bu kimseden saklanacak bir durum olmadığı için tanıyanlar bilirler yazıp çizdiğimi. İlk öğrendiklerinde verilen tepkilere gelince: Yakıştıranlar da oldu, sana hiç yakışmıyor diyenler de; çok güzel bir uğraş diyenler de oldu, bu işler karın doyurmaz diyenler de… Kimine üzüldüm bu tepkilerin, kimine sevindim, kimini geçiştirdim, kimi zaten yok hükmündeydi… Bu daha çok, sizin kendinize ne tepki verdiğinizle ilgili, iç sesiniz ne diyor bu önemli, bu uzun ve zorlu yolculukta. Yoksa artık ağzı olmayanlar bile konuşuyor…

İyi bir okur musunuz? Neler okursunuz?

İkinci soruda buna biraz yanıt vermiş olduk. Ek olarak, sayrılık derecesinde bir okurumdur. Şifasının olmasını istemediğim tek sayrılık. Sanırım bu durumda olan bir okur ne olsa okur. Ancak kuşkusuz, okunacak o kadar nitelikli kitap var ki, ne olsa okumak yerine bunları yeğliyorum ben. “Şair donanımı” bağlamında bir şairin/şair adayının tüm edebi türlerde okumalar yapması kaçınılmaz. Çünkü şiir, içinde tüm duygu ve durumları barındırması gereken bir türdür. Sadece şiir okumakla şair olunamayacağı gibi, sadece alt alta dizeler dizmekle de bir şiir yaratılış olmaz. Bu nedenlerden dolayı, her türün en yetkin kitaplarını belirleyip okumaya çaba gösteriyorum diyebilirim.

Favori şair ve yazarlarınız var mıdır? Kimlerdir?

Gözde yazarlarım var. (Herkesin her an yanında gezdirdiği ve her an dert ortaklığı kurabildiği bir ya da birçok yazarı/yazarları vardır.) Hepsini çok severim bunların. İyi ki yazmışlar. Ancak adları bende saklı kalsın izninizle. Bu tür durumda addan söz edildiğinde onlarla benim aramda olan büyünün dağılarak eksildiğine/yok olduğuna inanıyorum.

İlk kez kitap bastıracaklar için neler tavsiye edersiniz?

Bu önemli kararı verirken kendilerine şunu sormalarını isterim: Ben bu kitabı niçin çıkarıyorum? Sorması kolay evet bu soruyu. Zor olan: içimizdeki vicdani sesin verdiği yanıtı dilimizle nasıl ifade ettiğimiz ya da aklımızda tekrar nasıl kurgulayıp yansıttığımızdır. Yani kendimizi ne kadar az kandırarak karar verirsek, kitabımızın geleceği o derece aydınlık olur.

Hazır elime fırsat geçmişken birkaç teşekkür borcumu da ödemek isterim: İşleyişin başından sonuna kadar değerli emeklerini esirgemeyen, Onto genel yayın yönetmeni sevgili Zeki Dursun’a; çizimiyle, kitap kapağının olağanüstülüğünü sağlayan değerli eşim Emine Gündüz Menteş’e; ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunarım.